14 Mart 2008 Cuma

gereksiz bir vajina kayganlığında tüm kavramlar.tıpkı bir abaza gibi koşuyorum peşinden anlamlandıramadıklarımın..neye gebe bilmem içimde hissettiğimin sonucu..suda doğurmalı korkuyu..plesenta içinde hala sandığı anda ise atmosfere çıkarmalı bir anda belki de..soprano çığlıklarıyla kırmalı bir bir tüm camdan kalpleri göğüslere zarar vermeden.. deşmek hayvanca bir güdü, aslında deşmemek insanlığın riyası..tek tek sıyırmalı bir cerrah becerisiyle almalı yüzsüzlüğüyle çelişenlerden yüz derilerini..nefret hapsedildikçe büyüyen, zincirlerden ilham alan bir atom bombası.patlıyor olur olmaz zamanlarda içimizde..kıskançlık çift yumurta ikizi.tel tel dökülüyor gecenin boşluğuna nefessiz bırakan düşler..kayboluyoruz kendi yarattığımız dünyalarda ve gün çıkmaz sokak işaretinin önünde ağlama günü.sokak tabelasına başımızı vurmanın anlamsızlığını da anlamsızlığını bile bile yaptıklarımızın listesine ekliyoruz.unutuyoruz çabucak atmosfer boşluğuna terk ettiğimiz ama bizi asla terk etmeyecek cümlelerimizi.yol olup yürüyeceğiz su olup içeceğiz elektrik olup aydınlatacak sanıyoruz yollarımızı ama nafile.. ne yol ne su ne elektrik olmaz cümleden olsa olsa bolca fatura kesilir hesabımıza…kim görebilecek kokunun sesini dersek şizofren oluyoruz.adlar koyuyoruz boşlukları dolduruyoruz aklımızca.hiç bir bok yapabildiğimiz yok saçmalamaktan başka.saçmaların parçaları saplandıkça yüreğimize ağlıyor,ağladıkça acımızla gelişiyoruz. geliştikçe çelişmiyor muyuz peki ?çelişkilerimiz azalmıyor onlarla yaşamayı öğreniyoruz sadece.yaşamayı öğrenemiyoruz bir türlü o ayrı.birileriyle yaşamaya çalışıyor bencilliğimizin koca duvarına toslayıp kafa göz yarıyoruz.bencilliğimizi beğenmiyor ama yenemiyoruz.en paylaşımcı anlarda benliğimizi kaybediyoruz götümüze kaçan kullanılmışlık kazığıyla, nefret tohumları serpiliyor serin bir su yerine yüreğimize.çatışıyor ben ve biz kavramları en biz anlarda ben azıp her şeyi mahvediyor ve biz ne resmin dışına çıkabiliyor ne de bu evrene sığabiliyoruz kendi aynamızda gördüğümüz kibir büyülü görüntümüz ile.yalanlarımızdan battaniyeler örüyor sarınıyoruz yalnızlıktan üşüyeceğimizi bildiğimiz uçurum kenarlarında.anlamsızlara yüklemeye çalıştığımız anlamlar intihar materyalimiz oluveriyor ya da bir cellat serin kanlığıyla can buluyor karşımızda. bir anda alsın canımızı diye dua etmeler faydasızlaşırken tek tek çekiyor tırnaklarımızı ayrılmaz sandığımız etlerinden.oysa onlarla kazıyarak aldık bu yolu diyerek dönüyoruz ana rahmine.yolsuzuz aldığımız tek şey soluk belki de.dumanla kirletiyoruz umutlarımızı nikotin kokuyor tutunmak istediklerimiz bile.tutunamadıklarımızı tuvalet kağıdına yazsak liste halinde kaç rulo harcarız önemsiz çünkü hergün kıçımızı siliyoruz biz o kağıtlara tıpkı boka buladığımız gibi elimizdeki her şey sandıklarımızı.elimizde hiçbir şey yok aslında.semazen edasıyla da dönsek dönüyoruz işte kendi çapımızda işin özü bu.

Hiç yorum yok: