11 Eylül 2011 Pazar

superman

Birazdan uyur bu beden. Sakin, ve huzurlu bir uyku bekler beni.. Uzun zamandır özlenen bir huzur.
Korku eşlik eder rüyalarıma bilirim. Korkan benden korktuğumdan, yani belki de korkmaktan korktuğumdan söylemem kendime. Sadece bazen sana fısıldarım uykumun arasında. Korkan beni sevmedim hiç ve sen de sevmezsin diye en büyük korkum.
Sen usulca sarılırken tamamlanıyorum.
Sen yumuşatıcının bittiğini hatırlatırken keyifleniyorum.
Seni, ellerini 25 defa yıkamak zorunda bırakan balık kokusuna rağmen bulaşıkları yıkarken görünce.. anlatamam ki ben.
Hiç anlatamadım ben mutlu olmayı. Hep hüzünlerimi dökebildim kelimelere. Sadece acı paylaştım onlarla. Nasıl yapılır bilmiyorum. Öğretir misin bana sakince?
Sen gitmemin paniğiyle uykunda kendine çekince beni hiç gidesim gelmiyor ki? Nasıl gidilir unutturur musun bana?
Bütün elektiriğimi paratoner gibi üzerine çektiğini farkettiğimde şaşırıyorum. En belli etmemeye kastığım anlarda hissedebilmen garip.. Paylaşabilir misin gerçekten hislerimi?
Sen aceleciliğime ve paniğime kızdığında aslında anlıyorum seni ama çaresiz kalıyorum. Beni sakinleştirebilir misin sevginle?
Haydi gel uyuyalım şimdi huzurla. Yarın düşünürüz bunları. Belki ertesi gün. Benimle daha çooook gün geçirmek istediğini söylerken ciddi miydin?
Sen sevinesin diye evi tereyağına boğasım geliyor.
Seni keyiflendiriyor diye gitarını öpesim..
Senin tüm isteklerin için kendimden çok çabalayasım, senin nefret ettiklerini dünyadan silesim var..
haydi gel uzamasın bu yazı.. uyuyalım. tatlı rüyalar görelim. ya da kabusla sıçradığımda sarıl bana.
superman olup uçurabilir misin beni?

20 Nisan 2011 Çarşamba

kay'beden'ler kulübü

kaybedenler kulübüne gittik iki kaybeden olarak kuzenle. filmin ilk yarısında kendi geyiklerimiz misali güldük, ikinci yarısında karşılaştığımız adamlara rastlayıp burulduk. özlediğimiz gibi bir aşk gördük ve "hep aynı terane" ile başlayan umutsuzluk cümlelerimi beslercesine sonlanışına şaşırmadık. bu adamlar ve kadınlar çok sıkıcı olmaya başladı. o denli belli ki gidişat ve sonlar. çünkü adamlar ve kadınlar özde hep aynı. aynı beklentiler ve esirgemelerde dolanıp duruyor hayatlar.

"..abi rock'n roll derken kıza ne kadar aşık olduğumu farkedememişim.."

işte bu filmin asıl özeti belki de bu cümle.

filmde iliklerine kadar hissediyorsun tek bir damla bile olsa yalnızlığın. eğer boğulduğun denizler ise ve alışamadığınsa bir türlü, yani alışmış gibi yaşarken kandırma ise bütün çaban kendini, işte o kulüp bu kulüp sanırsam. ve de o sen, bu ben. bu yüzden verilse bir yalnızlar partisi orada olurduk sen de ben de. biz yine beklentilerimizi bir kenara atmaya çırpınarak tanışır, yeniden kaybetme korkusuyla korumalara alırdık kendimizi. korurken esirger, esirgedikçe kaybederdik bu kısır döngüde. o partide bile tanışsak gideceksin biliyorum. ya da ben gideceğim farketmez. sen ya da ben hem aynı, hem de çok mu farklıyız ne? giderken bir ısırık daha alacaksın etimden. bir güzel koku ve çürümüş bir kaç gün daha bırakacaksın. ısırdığın yerden ben sızacak diye korkuyorum. ben biryerlere sızarsam görünür olurum. yapma! bırak istediğim yere saklanabileyim bu bedende ve görünmesin hiç bir ben.

eve gelinir filmden sonra. bir keyif gecesi yapılır. bir şişe şarap ve ardından ta taaaam! işte ordasın.. kaybedenler kulübünün ilk kuralı. bir kez girdiysen, çıktığını sandığın anlarına aldanma, kısadır çünkü onlar. yüzdeye vur. hep klüptesin aslında..

7 Şubat 2011 Pazartesi

gidemezsiniz!

Günlerdir yazasım var birşeyler. Bir türlü beynimdeki cümleleri toparlayamıyorum. Bu akşam ise hayatımın en zor gecelerinden birisi ve ben tek başıma susarak ağlamaktan, hastalarıma numaradan gülümsemeye çalışmaktan yorgun düşüp kendimi yazmaya vermek zorunda kaldım.
Bir insanın en zor hali bence "elinden bir şey gelmediği an"lardır. Beni şahsen en çok mahveden sıkışmışlık hissi oldu hep. Ya benim dışımda sevdiğim birilerini üzmelerine engel olamadığım insanları kafaya taktım ve " yapacak bir şey yok. Nasıl engel olabilirsin ki? Paralama kendini boşuna." gibi cümlelerle işe yaramaz avutmalara maruz kaldım, ya da insanların kendinden vazgeçmesine engel olmak için saatlerimi, günlerimi, nefeslerimi, cümlelerimi, yüreğimi harcarken ben, bütün bunlara kayıtsız kalarak gitmeye çabaladılar..
Beceremiyorum galiba..
-Senin yapabileceğin bir şey yok! Suçlama kendini!
Evet yapabildiğim bir şey yok.. Yapamıyorum..
Kafamın içindeki hesaplaşmaları kelimelere dökebilsem keşke..
Yunus Günçe o yazıyı yazdığından beri, hiç tanışmamama rağmen sevdiğim Defne ile ilgili saçmalayanlara savaş açmışcasına internetten paylaşıyorum tepkili yazıları, videoları vs.
Neden? Çünkü Yunus'un yaşadığı gibi bir kaybı hep yaşayazdım ben. Ona destek olmanın, acısını paylaşmanın bir yolu gibi bunlar. He Yunus'u tanıyor musun derseniz, hayır. Gerek yok ki. İşte burda bitiyor anlatabilme kabiliyetim sanırım. Ben o üzüntüye yardım etmeye çalışıyorum. Bir insanın üzüntüsüne üzülebiliyorum. Başka da "bir şey gelmiyor elimden"..
En yakınımdakiler için bile gelmiyor ki..
Gitmek isteyeni durdurmak imkansızmış anladım. Ancak erteleyebiliyoruz malesef, bir dahaki gitme girişimine dek..