20 Nisan 2011 Çarşamba

kay'beden'ler kulübü

kaybedenler kulübüne gittik iki kaybeden olarak kuzenle. filmin ilk yarısında kendi geyiklerimiz misali güldük, ikinci yarısında karşılaştığımız adamlara rastlayıp burulduk. özlediğimiz gibi bir aşk gördük ve "hep aynı terane" ile başlayan umutsuzluk cümlelerimi beslercesine sonlanışına şaşırmadık. bu adamlar ve kadınlar çok sıkıcı olmaya başladı. o denli belli ki gidişat ve sonlar. çünkü adamlar ve kadınlar özde hep aynı. aynı beklentiler ve esirgemelerde dolanıp duruyor hayatlar.

"..abi rock'n roll derken kıza ne kadar aşık olduğumu farkedememişim.."

işte bu filmin asıl özeti belki de bu cümle.

filmde iliklerine kadar hissediyorsun tek bir damla bile olsa yalnızlığın. eğer boğulduğun denizler ise ve alışamadığınsa bir türlü, yani alışmış gibi yaşarken kandırma ise bütün çaban kendini, işte o kulüp bu kulüp sanırsam. ve de o sen, bu ben. bu yüzden verilse bir yalnızlar partisi orada olurduk sen de ben de. biz yine beklentilerimizi bir kenara atmaya çırpınarak tanışır, yeniden kaybetme korkusuyla korumalara alırdık kendimizi. korurken esirger, esirgedikçe kaybederdik bu kısır döngüde. o partide bile tanışsak gideceksin biliyorum. ya da ben gideceğim farketmez. sen ya da ben hem aynı, hem de çok mu farklıyız ne? giderken bir ısırık daha alacaksın etimden. bir güzel koku ve çürümüş bir kaç gün daha bırakacaksın. ısırdığın yerden ben sızacak diye korkuyorum. ben biryerlere sızarsam görünür olurum. yapma! bırak istediğim yere saklanabileyim bu bedende ve görünmesin hiç bir ben.

eve gelinir filmden sonra. bir keyif gecesi yapılır. bir şişe şarap ve ardından ta taaaam! işte ordasın.. kaybedenler kulübünün ilk kuralı. bir kez girdiysen, çıktığını sandığın anlarına aldanma, kısadır çünkü onlar. yüzdeye vur. hep klüptesin aslında..