7 Şubat 2011 Pazartesi

gidemezsiniz!

Günlerdir yazasım var birşeyler. Bir türlü beynimdeki cümleleri toparlayamıyorum. Bu akşam ise hayatımın en zor gecelerinden birisi ve ben tek başıma susarak ağlamaktan, hastalarıma numaradan gülümsemeye çalışmaktan yorgun düşüp kendimi yazmaya vermek zorunda kaldım.
Bir insanın en zor hali bence "elinden bir şey gelmediği an"lardır. Beni şahsen en çok mahveden sıkışmışlık hissi oldu hep. Ya benim dışımda sevdiğim birilerini üzmelerine engel olamadığım insanları kafaya taktım ve " yapacak bir şey yok. Nasıl engel olabilirsin ki? Paralama kendini boşuna." gibi cümlelerle işe yaramaz avutmalara maruz kaldım, ya da insanların kendinden vazgeçmesine engel olmak için saatlerimi, günlerimi, nefeslerimi, cümlelerimi, yüreğimi harcarken ben, bütün bunlara kayıtsız kalarak gitmeye çabaladılar..
Beceremiyorum galiba..
-Senin yapabileceğin bir şey yok! Suçlama kendini!
Evet yapabildiğim bir şey yok.. Yapamıyorum..
Kafamın içindeki hesaplaşmaları kelimelere dökebilsem keşke..
Yunus Günçe o yazıyı yazdığından beri, hiç tanışmamama rağmen sevdiğim Defne ile ilgili saçmalayanlara savaş açmışcasına internetten paylaşıyorum tepkili yazıları, videoları vs.
Neden? Çünkü Yunus'un yaşadığı gibi bir kaybı hep yaşayazdım ben. Ona destek olmanın, acısını paylaşmanın bir yolu gibi bunlar. He Yunus'u tanıyor musun derseniz, hayır. Gerek yok ki. İşte burda bitiyor anlatabilme kabiliyetim sanırım. Ben o üzüntüye yardım etmeye çalışıyorum. Bir insanın üzüntüsüne üzülebiliyorum. Başka da "bir şey gelmiyor elimden"..
En yakınımdakiler için bile gelmiyor ki..
Gitmek isteyeni durdurmak imkansızmış anladım. Ancak erteleyebiliyoruz malesef, bir dahaki gitme girişimine dek..